Sunday, February 22, 2026

Doğu Bölgelerinde Mirasın Erkekler Arasında Paylaştırılmasının Sosyal ve Ekonomik Etkileri

Doğu Bölgelerinde Mirasın Sadece Erkekler Arasında Paylaştırılmasının Sosyal ve Ekonomik Etkileri

Türkiye’de miras hukuku kadın ve erkek çocuklar arasında eşitliği esas almasına rağmen, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun bazı geri kalmış şehirlerinde mirasın fiilen yalnızca erkek çocuklara bırakıldığı görülmektedir. Bu çalışma, söz konusu uygulamanın toplumsal ilişkiler, aile yapısı ve ekonomik yapı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Bulgular, bu pratiğin kadınların mülkiyet hakkını sistematik olarak sınırladığını, aile içi çatışmaları artırdığını ve ekonomik kalkınmayı olumsuz yönde etkilediğini göstermektedir. Mirasın cinsiyet temelli paylaşımının yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda yapısal bir kalkınma sorunu olduğu açıktır.

AZ ÖNCE “JİN JİYAN AZADİ” DİYORDUNUZ?

Miras, yalnızca mal paylaşımı değil; aynı zamanda iktidarın, aidiyetin ve aile içindeki konumların yeniden üretildiği bir toplumsal mekanizmadır. Türk Medeni Kanunu’na göre miras paylaşımında cinsiyet temelli bir ayrım yapılamaz. Ancak bazı geri kalmış şehirlerde hukuki normlar ile toplumsal pratikler arasında ciddi bir uyumsuzluk bulunmaktadır. Kadınların mirastan fiilen dışlanması, geleneğin hukukun önüne geçtiği ve toplumsal adaleti hiçe saydığı bir alan yaratmaktadır. Bu, sadece bireysel mağduriyet değil, toplumsal bir utançtır.


Kanunen Mirasçı Olamayanlar (Resmî Kategori)

Türk Medeni Kanunu uyarınca bir kimsenin mirasçı olamaması, ancak belirli hukuki sebeplerin varlığı hâlinde mümkündür. Bu kapsamda mirasçı olamayan kişiler şunlardır:

  • (i) miras bırakanı kasten öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
  • (ii) sahte vasiyetname düzenleyen veya mevcut vasiyetnameyi ortadan kaldıranlar,
  • (iii) hukuken mirastan çıkarılanlar,
  • (iv) mirası reddedenler ve
  • (v) miras hakkından feragat edenler.

Bu grupların ortak özelliği, mirasçılık sıfatının kaybının bireyin kendi fiiline ya da hukuki bir işleme dayanmasıdır. Başka bir ifadeyle, bu kişilerin mirasçılıktan yoksun kalması, hukuken tanımlanmış bireysel davranışlar veya geçerli hukuki tasarruflar sonucunda ortaya çıkmaktadır.


2. Doğu İllerinde Kadınların “De Facto” Mirasçılıktan Dışlanması

Herkesin değil, sadece kadının mülksüzleştiği bir toplum.

Türkiye’nin bazı geri kalmış şehirlerinde kadınlar, yukarıda sayılan hukuki sebeplerden hiçbirine sahip olmadıkları hâlde fiilen miras alamamaktadır. Bu kadınlar ne miras bırakanın hayatına yönelik bir fiilde bulunmuş, ne sahtecilik yapmış, ne mirası reddetmiş, ne de hukuken mirastan çıkarılmıştır. Buna rağmen miras paylaşımı sürecinde dışlanmaktadırlar.

Bu durum, hukuki bir mirastan yoksunluk hâli değil; toplumsal normlar ve gelenekler yoluyla üretilen bir dışlanma biçimidir. Fiiliyatta kadınlar, hukuki mevzuatta karşılığı bulunmayan ancak uygulamada etkili olan bir kategoriye dâhil edilmektedir. Bu kategori, “gelenek gereği miras alamayanlar” şeklinde tanımlanabilir.

Söz konusu grup, kanun metinlerinde yer almamakta, yargı kararlarıyla oluşturulmamaktadır; ancak pratikte miras paylaşımında belirleyici rol oynamaktadır. Bu nedenle kadınlar, resmî olarak mirasçı kabul edilmelerine rağmen, fiilen mirasçı olmayanlar sınıfına dahil edilmekte ve hukuki mirasçılık statüsü toplumsal pratikler aracılığıyla işlevsiz hâle getirilmektedir. Bu uygulama, toplumsal cinsiyet adaletsizliğinin en açık ve utanmaz göstergesidir.


Burda yapmaya çalıştığım, mirasın yalnızca erkekler arasında paylaştırılmasının sosyal ve ekonomik sonuçlarını çok boyutlu biçimde ele almaktır.


Literatür

Toplumsal cinsiyet ve mülkiyet ilişkisi üzerine yapılan çalışmalar, mülkiyetin ekonomik olduğu kadar sembolik bir güç kaynağı olduğunu göstermektedir (Agarwal, 1994; Kandiyoti, 1988). Türkiye bağlamında yapılan araştırmalar, özellikle kırsal bölgelerde kadınların miras hakkından feragat etmeye zorlandığını ortaya koymaktadır (Buğra & Keyder, 2006). Bu durum, patriyarkal aile yapısının ekonomik araçlarla yeniden üretildiğini göstermektedir. Uluslararası literatürde ise miras eşitsizliğinin kadın yoksulluğunu derinleştirdiği ve kuşaklar arası eşitsizliği artırdığı vurgulanmaktadır (Deere & Doss, 2006). Dolayısıyla mesele yalnızca kültürel değil, doğrudan kalkınma ile ilişkilidir.


NASIL YAPMALI?


Bulgular

Toplumsal Cinsiyet Hiyerarşisinin Pekişmesi

Mirasın erkeklere bırakılması, kadınların aile içindeki konumunu zayıflatmaktadır. Kadınlar, ekonomik güce sahip olmadıkları için karar süreçlerinden dışlanmakta ve “emanet” statüsüne indirgenmektedir. Bu durum, eşitsizliği geçici değil, kalıcı bir hale getirmektedir.

Aile İçi Çatışmaların Artması

Kadınların miras talep etmesi çoğu zaman aile bütünlüğüne tehdit olarak algılanmaktadır. Bu algı, kadınları ya susmaya zorlamakta ya da aileden dışlanma riskine maruz bırakmaktadır. Sonuç olarak aile, dayanışma üreten bir yapı olmaktan çıkıp, gerilim üreten bir alana dönüşmektedir.

Kadın Yoksulluğunun Derinleşmesi

Mülkiyet sahibi olmayan kadınlar, boşanma, dul kalma veya ekonomik kriz durumlarında ciddi kırılganlık yaşamaktadır. Bu kırılganlık, yoksulluğun kadınlar üzerinde yoğunlaşmasına neden olmaktadır. Böylece eşitsizlik yalnızca bugünü değil, bir sonraki kuşağı da etkilemektedir.

Ekonomik Kaynakların Dar Bir Kesimde Toplanması

Mirasın erkekler arasında paylaşılması, ekonomik kaynakların sınırlı bir grup üzerinde yoğunlaşmasına yol açmaktadır. Bu durum, kadınların üretim süreçlerine katılımını sınırlandırmakta ve bölgesel kalkınmayı yavaşlatmaktadır. Toplumun üretim kapasitesinin yarısının sistem dışına itilmesi, ekonomik verimliliği düşürmektedir.

Bu bulgular, miras eşitsizliğinin yalnızca bir “aile meselesi” olmadığını, doğrudan toplumsal düzenle ilişkili olduğunu göstermektedir. Kadının mülkiyetten dışlanması, erkek egemenliğini ekonomik araçlarla pekiştirmektedir. Bu durum, geleneğin yalnızca kültürel değil, ekonomik bir tahakküm biçimine dönüştüğünü göstermektedir.

Bu da göstermektedir ki mirasın yalnızca erkekler arasında paylaştırılması:

  • Toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirmekte,
  • Aile içi çatışmaları artırmakta,
  • Hukuk devletine olan güveni zayıflatmakta,
  • Kadın yoksulluğunu kalıcı hale getirmekte ve
  • Bölgesel kalkınmayı olumsuz etkilemektedir.

Dolayısıyla bu uygulama, yalnızca bir gelenek değil; toplumsal maliyeti yüksek bir eşitsizlik rejimidir. Bu durum, kadınlara yönelik sistematik ve utanmaz bir adaletsizliktir ve hiçbir şekilde mazur görülemez.


Kaynakça

  • Agarwal, B. (1994). A field of one’s own: Gender and land rights in South Asia. Cambridge University Press.
  • Buğra, A., & Keyder, Ç. (2006). Social policy in contemporary Turkey. Boğaziçi University Press.
  • Deere, C. D., & Doss, C. R. (2006). The gender asset gap. Feminist Economics, 12(1–2), 1–50.
  • Kandiyoti, D. (1988). Bargaining with patriarchy. Gender & Society, 2(3), 274–290.

Wednesday, April 9, 2025

21

Seçme Alıntılar ve Gözlemler

  • “Eyvah düştüm!” diyenin değil, “Bismillah!” deyip ayağa kalkanın yanındadır Allah.
  • “Museviler de kendilerinden olmayanları ‘gentile’ olarak adlandırırlar.”
    Ortadoğu - Bernard Lewis
  • Bir an için o çok sevdiğiniz filmin çekilmediğini düşünün, ya da o kitabın hiç yazılmadığını, o şarkının hiç söylenip çalınmadığını.
  • Hayattaki çoğu şey su içmek gibi güzeldir. Bir kere değil hep yapası gelir insanın. Yasaldır. Ucuzdur. İyidir.
  • Konuşurken kollarını vücudundan ayırmıyordu. Bir kadın için çok uygun olabilecek bu davranış.
  • Konuşurken kollarını bu şekilde rastgele uzatmasa aslında ona çirkin demeyecekti. O kadar uzatıyordu ki kollarını, Osman kadın her seferinde tezgahın arkasından bir şey isteyecek diye telaşlanıyordu.
    “Tövbe! Tövbe!” dedi Osman içinden. Duydum. “Osman abi?” dedi kadın, “Bizim sipariş hızlı gelebilir mi?” Osman’a bakıyorum. Osman kıza bakıyor. “He? Efendim?” dedi Osman. Kız duymadı. Ben duydum. “Duyamadım. Kusura bakmayın” dedi. Benden de özür dilediğini düşündüm. Cevabı kapıdaki kıza bıraktım. Kolay gelsin dedi ve gitti kadın. Bana döndü Osman ne dedi bu kadın dedi. Duymadım dedim.
  • Sana söyleyeceğim bu şeyi başka kimse duymayacak anlaştık mı?
    Bana söylediklerini başka kimseye söylemeyeceksen anlaştık. Yoksa söyleme.
  • İnsanın icat edip ticaretini yapmadığı bir şey yoktur.
  • Kasap ineği yönlendirmek için kuyruğunu büker. Kafasına vurmaz. Sırtına vurmaz. Kuyruğunu büker.
  • Sen hiç birbiriyle kavgalı iki balık gördün mü? Kavga karada başlar.
  • Husumet bitmeden musibet bitmez.
  • “Bana sapladığın bıçağı kahkahaya çevireceğim.”
    Nikos Gatsos
  • Şimdi bize Osmanlı tarihi öğrettiler ya. Osmanlı’da çocuklar ne tarihi öğrendi?
  • İnsanın kendini başkasından dinlemesi kadar güzel çok az şey var.
  • Dekupaj testere ile metal keserken testereyi kendinize doğru yatırıp öyle kesin.
  • Bir şeyi inşa etmek yıkmanın ilk aşamasıdır.
  • En küçük organizma bile enerji arayışında.
  • Bir cümlenin karşındaki insanın hayatını değiştireceğini bilmek kişilik bozukluğudur.
  • Kabe’de olan kıbleyi kimseye sormaz.
  • İki kız aşağıda konuşuyor. İnce bir güvercin sesi. Perde de hafif kıpırtılar. Bi kedi miyavladı. Uzaktan bir martı sesi. Halbuki burası tepe. Çocuklar gülüyor. Bir arabanın bagajı kapandı. Demir düştü yere. Hava inadına sıcak. Perde biraz daha kıpırdadı. Ayaklarımı sivri sinekler yemiş. Küçük kızlardan biri annem dedi. Allah rızası için dedi. Sonra bir şeyler daha. Karga sesi geldi çok yakından. Kurye motoru geçti. Büyük ihtimalle kuryeydi. Bazen gece 3 te tost ayran söylüyorum. Güzel bahşiş veriyorum. Gülüyor gençler. Marşa bastı arabanın biri. Biri koşuyor. İnce bir kırlangıç sesi. Motorcunun korna sesi. Uzaktan bir Şahin gazlıyor. Çatıya Bıldırcın geldi. Karganın sesi bir uzakta bir yakında. Camın önünde anten kablosunun sıcaktan erimiş gölgesi. Kırlangıç ötüşlerinin arasındaki mesafe gittikçe uzuyor. Bir Güvercin geçti üstümden. Çocuklar hala sokakta. Birinin annesi kızını eve çağırdı. Diğeri bir an ne yapacağını bilemedi. Balkondan çocukları kargaları büyüdüğüm mahalleyi izleyip gülüyorum. Çocukken de böyle bazı camdan bakıp gülerdim.
    İstanbul - 2023

Friday, January 26, 2024

-20-

  • Ne kader güzel.
    Getting a kidney surgery by falling onto your own sword.
  • İnsanın söylemediği başına çok az gelir.
  • How does everything gravitate toward ordinary?
  • Hastalıktan geberiyorum, hala ağzımda fosur fosur sigara. Hava -72 derece.
  • Demokrat dediğimiz sonunda, rakibinin haklı olabileceğini kabul eden adamdır.
  • İçinde hukuk olmayan, adalet olmayan, eşitlik olmayan Cumhuriyeti kim sker, afedersiniz?
  • Sizin refahınızı koruyan düşünce dışındaki bütün düşünceler yanlıştır. İnsanın nihai hedefi acı olmaz.
  • Devlet en çok kendisini yıkmasından, en çok endişelendiğinin elinden tutar. Diğer bütün dertlerini şiddetle çözer.
  • Ruhi Su gibi bir Türkiye olsun.
  • İstanbul’da 1 milyon Ermeni, 1 milyon Rum, 1 milyon Musevi olsa şehir cennet olur.
  • Kalktı göç eyledi Avşar elleri
    Yağmur yağdı yine
    Bulandı hava.
  • Allah affetsin.
  • Gece gece yarım kilo leblebi yedim amk.
  • İnsanın kendini dışarıya, dışarıda olan bitene, bu kavga gürültü çatışmaya karşı koruyacağı bir alan olmalı. Bu gerçekliğin sunduğu sınırsız düzensizlikten kaçabilmek için bir yer. Dışarıda ne yaram yiyorlarsa yesinler.
  • Bir gezginin, suya kanmadan önce yüzeyinde kendi yansısını gördüğü o temiz su kaynağını hatırlaması gibi; bir annenin günışığını görmeden rahminde ölen çocuğunu hatırlaması gibi, beni hatırlamanı istiyorum.
  • Sadece benim istediğim. Sadece benim istediğim kadar dedi adam.
  • Gergin uykulardan
    Kör gecelerden
    Bir sabah gelecek
    Kardan aydınlık.
  • Bundan daha güzel az şey okudum hayatımda.
  • Kendimizi yargılayıp durmaktan vazgeçelim.
  • Kasap ineği yönlendirmek için kuyruğunu büker. Kafasına vurmaz. Sırtına vurmaz. Kuyruğunu büker.
  • Sen hiç birbiriyle kavgalı iki balık gördün mü? Kavga karada başlar.
  • Husumet bitmeden musibet bitmez.
  • Bir şeyi inşa etmek yıkmanın ilk aşamasıdır.
  • En küçük organizma bile enerji arayışında.
  • Bir cümlenin karşındaki insanın hayatını değiştireceğini bilmek kişilik bozukluğudur.
  • Kalktı göç eyledi Avşar elleri
  • Hayattaki çoğu şey su içmek gibi güzeldir. Bir kere değil hep yapası gelir insanın. Yasaldır. Ucuzdur. İyidir.

Sunday, September 29, 2019

OSMAN BAKKAL

Osman Bakkal, “Eee efendim. Maalesef herkesin gözü dönmüş. Herkes herkesin lokması olmuş bu denizde. Veyl onlara!” Konuşmak yerine akıldan geçenlerin bol olduğu bu mahallede tabi ki de Hikmet Öğretmenin aklından böyle bir şey geçmiyor. Osman Bakkal’ı tanımlayacak başka bir şey bulamamıştı Hikmet Öğretmen, “Çocukluğunda hiç deniz görmemiş insanlara laf anlatmaya çalışıyoruz.”

Cihan kafasını bakkalın kapısına çevirdi. Henüz tam olarak gelmemiş bir şeyin geldiğini gördü. Kemerinin üstüne toplanmış Kat kat göbeğiyle uzunca bir zamandır bakımı yapılmadığı için gövdesi midyelerle kaplanmış bir tekneymişçesine sallanarak geliyordu. Bakkalın merdivenlerini yavaş yavaş tırmandı. Birkaç basmaktan çok daha azı vardı aralarında. Çıpası dibe takıldığı için hareket etmekte zorlanan bu şeyi dikkatle izledi.

Bu kadar yavaş hareket eden bir şeyin hala canlı olmasına şaşırmıştı. Gözlerinde beyaz boya kalmamış kadın paslanmış kollarını vücudunun iki yanına sarkıttı. Kaynak yerlerinden sadece kendisinin duyabileceği ağrılı bir ses çıktı. insanın saçının yastıkta çıkardığı sesin aynısından. Çayın sıcağını alan bir rüzgar geçti aralarından. Belindeki midyelerin aksine adet olmayı yüzyıllar önce bırakmış vücudu ona doğru eğildi. Ayaklarını karada tutan buluttan örgüde bir kaç ilmek eksildi.

Kadın kendisi dışında herkesin acı çekmesini sağlayan sesiyle, “Emekleriniz sadra şifa olsun dualarınızı bekliyoruz.” diye tısladı. Sigara kanser olsa sesi böyle çıkardı. Ama dumandan ziyade etrafta yanık kokusu vardı.

Osman’ın iğrenç zihni 6 hafta boyunca yiyeceği kıymayı paltosundan çıkardığı poşetin içine tıkıştırmakta uğraşan 70 yaşındaki kadının elindeki yağlı kağıt gibi. Şekilsiz, donuk ve et kokuyor.

Friday, September 20, 2019

Yeni Iphone ve Özellikleri

Yeni iphonun özellikleri:

Ayarlar: Hayatınızın ayarlıyla oynatacak obadan haber veriyor. Elinizden düşürmeyeceksiniz. 

Sonra uçak modu: Ne uçak modu amk. Cepte tatil yapacak para mı var. Modumuz Kadıköy. 

Buluetooth, İngilizce yapınca bluytuut diye okunuyor. 

Hücresel: Faaliyet tipinizi bile burada. 

Kişisel erişim noktası: Telden işte. 

VPN: İşte porno porno. Bilgiye erişim falan. 

Bildirimler:

Ses ve dokunuş: Hepimizin aradığı. 

Rahatsız etme: Bunun için de kullanabileceğiniz bir alet. 

Genel: Ne yapıyorsunuz sabahtan beri onunla diyenlere verilecek cevap. 

Ekran Süresi: Kendinizi ne zaman kapattığınıza bağlı. 

Ekran ve parlaklık: Ekran hep küçük ekran hep az parlak. 

Duvar kağıdı: Delikanlı adam duvar kağıdını zırt pırt değiştirmez. 

Siri ve arama: Siri ellerim ıslak güzelim şu cebimden telefonu alsana. 

Touch ID ve parola: Bak bununda İngilizcesinde bir tek parola farklı ve ve zaten. 

Acil SOS: hadi hadi hızlı getir acıyı. 

Pil: Ömrünüzden ne yerse işte. 

Gizlilik: Ooo 4 haneli şifre kesmedi parmak o da kesmedi göz bir dahaki sefere neremizi okuyacaklardan bir önceki telefon. 

Paralar hesaplar: Şifrelediğiniz ne varsa biliyorlar. 

Mail: Mail diye bir kelimeyle mektubu değiştik. 

Kişiler: Sen bensiz. Siz bizonlar. Karmakarışık. Arada temizlemekte fayda var. 

Takvim: Takvimler 21 Kamil Ocak stadında. Gençler birliği Fenerbahçe. Kocaeli Beşiktaş. Bursa Galatasaray tadında. 

Notlar: Ha hayatımıza günlük tutma alışkanlığını kazandırdı. Burdan yakaladık güzel bir şeyi en azından. 

Anımsatıcılar: Devrede kaptan.

Sesli notlar: Bazen bir kavganın hikayesi. Bazen güzel bir şarkının kötü bir kaydı.

Telefon: Nadiren de olsa kullanılan bir özellik. 

Mesajlar: Karşı tarafa iletmek istedikleriniz. Karşı tarafın size ilettiklerinin Yunancası. Mesa - jlar : Kökleri. Birden çok mesaj anlamına geliyor. 

FaceTime: Yüz zamanı. Yüz saat mi yoksa? 

Ölçüm: İyi kızarmış bir tavuğun verdiği haz. 

Safari: İnternet bir orman. Buyrun sefere diyor. 

Sağlık: Yeri gelir kese de atar. 

Ev: Kira

Kestirmeler: Bizim. 

Müzik: İşte kaçamayacağınız bir hizmet daha. Paranın karşılığını alıyorsun kardeşim. 

TV: Artık izlemiyoruz. Televizyon dediğin büyük ekran. İnterneti bağlıyoruz. 

Fotoğraflar: En güzelleri eskiden en çabuk eskiyenlerdi. Şimdi hepsi 3 megabytes. 

Kitaplar: Hep bir kaç tanesi başucumuzda o yüzden bu özellikle de canavar gibi. 

Podcast: Ev yapım sunar. 

İtunes: Kazandıklarını hakedenlerin şarkılarını satın aldığınız yer. Yoksa bedava da dinlenir. 

Game Center: Tek jetonla oyun kapatabilirsen çıkan son ekrana üç harfli adını da yazabilirsin. “SDR”

321
Kamera: .......

Monday, September 9, 2019

A prelude from Serdar - Nietzsche and Dean Kontz 

l know your moves
They say go for a trip
You would get relaxed they say. 
What they don’t know is
I am already tripping. 
Because 
There is many. There is some. 
And there is one. 
Because 
When it happens the man must fight 
who knows how to strike. 

Because When you lost the element of surprise, 
you could assure success 
only by the ruthless application of overwhelming force. 

It was strange 
how some of childhood's words and ways fell at wayside 
and were left behind, 
while others clamped tight 
and rode for life, 
growing the heavier to carry as time passed. 

9 Eylül 2019

Tuesday, July 24, 2018

Mahalle

binaların Arasında 5 metre bile yok
camların hepsi birbirine karşı
Havadaki her şey birbirine karışmış
Karşı dairede televizyon
Yine bir filim

Çanak antenler var 
Bir sürü 
Ay çiçekleri gibi 
Hepsi aynı tarafa bakıyor. 

eskiden kuşlar öterdi 
martı kahkahası 
şimdi o da yok
duyup duyabileceğin 
Alt kattakinin kombi sesi

Dünya hala güzel
Hayat hala
Kafamızı daha fazla kaldırıyoruz. 
Gökyüzünü görebilmek için kafamızı daha fazla kaldırmamız gerekiyor.